• Advertisement
article thumbnailGür: Evet, ters tepmeye başladı

Adil Gür: Referandum Cumhurbaşkanlığı provası

article thumbnailMHP'de 'evet' depremi

Kurucular Kurulu'ndan zehir zemberek bildiri!

article thumbnail'Giderek daha despotik hale geliyor'

Eleştirmenler Erdoğan'ın giderek despotik hale geldiğini ve değişikliklerin de içten...

Kent-Gündem

article thumbnaiHayır broşürü dağıtanlara linç girişimi

Pazar, 05 Eylül 2010

Antalya'nın Serik İlçesi'ne bağlı Belek Beldesi'nde referandum çalışmaları kapsamında...

Diğer Yazılar

Dizi

article thumbnaiTanıdığım Yüzler- Ataol Behramoğlu

Cumartesi, 26 Eylül 2009

Müthiş bir kıskançlık duydum o anda. Bizim Mazlum, koskoca Ataol Behramoğlu’na, sıradan bir arkadaşıyla selamlaşır gibi selamlaşıyor, hatta yanına gitmeye bile gerek...

Diğer Yazılar

Medya Magazin

article thumbnaiMine Kırıkkanat Vatan'dan kovuldu

Pazartesi, 06 Eylül 2010

Vatan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Yuvacan Mine Kırıkkanat'a gönderdiği veda yazısında "çıkartılma" kararının sebeplerini nasıl açıkladı?

Diğer Yazılar
Özür dileyenler PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 01 Haziran 2009
ImageDevletin uyruğu olup devlete başkaldıranlar idam edilir. Onların bu vahşetine, hıyanetine karşı yine de hepsini hudut harici etmemiş, sürmemiş Devlet... Yurtiçinde haklarını koruyarak yer değiştirtmiş, o kadar...

 

Muazzez İlmiye ÇIĞ/ Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Aydın geçinen, ama aydınlığın yanından bile geçmeyen bazı şahısların Ermenilerden özür dilemeye kalktıklarını duyunca ne kadar şaşırdım!! Hele içlerinde hiç tahmin etmediğim kimseleri görünce nasıl şaşmam!? Herhalde özür dileyenlerin aileleri onları öldürdü, evlerinden, yerlerinden göç etmeye zorladı ki böyle bir harekete geçtiler... Başkalarının ve özellikle Devlet’i ilgilendiren bir konuda, Devlet namına konuşmaya kimsenin hakkı yok! Bu şahıslar ya hiç tarih okumuyorlar (ki tarih bilmeyen zaten kültürlü sayılamaz) ya da bildikleri halde, kim bilir nasıl bir yarar uğruna uyruğu olduğu Devlet’i küçük düşürmekten çekinmiyorlar.

Özellikle son zamanlarda dış kaynaklar (çoğunlukla Ermeni kaynakları) gösterilerek pek çok kitap yazıldı. En son, avukat Gülseren Aytaş’ın yazdığı Ermeni Talepleri ve Türkiye’nin Hakları (Derin Yayınları, 2008) adlı eser, gayet sade bir dil ile hukuken Ermenilerin bizden bir şey istemeye hakları olmadığını, en azında onların bizden özür dilemesi gerektiğini -hukuksal belgelere dayanarak- yazmış. Onun kitabından öğrendiğimize göre, Ermeniler Osmanlı Devleti’nin güçten düşmesini fırsat bilerek ve dış güçlerin de desteği ile 1878 yılından sonra çeteler, partiler kurarak ülkede çeşitli isyanlar çıkarmış, katliamlar yapmışlar. Yalnız 1895 yılında 27 olay çıkarmışlar. Bu olaylara katılmayan Ermenileri bile öldürmüş, işyerlerini evlerini yakmışlar (s.47). Bu olayları yapanların cezalanmalarını ise, dış güçler araya girerek derhal önlemişler. (Sonra da isyancı başı İngilizler tarafından kaçırılmış.) İsyanda yaktıkları Ermeni köylerini Amerika onartmış; ama Türk köylerine hiçbir şey yapmamışlar. 1896’da Van’da Osmanlı Bankası’nı bombalamışlar. Onu yapanları da İngilizlerin zorlamasıyla Fransız gemisine koyarak Marsilya’ya kaçırmışlar.
    
Osmanlı Devleti 1915 yılına kadar Ermeni isyanlarıyla uğraşıyor... Ermeniler, 1915’ten itibaren Osmanlı devleti ile savaşanların tarafına geçerek yüz yıllardan beri birlikte yaşadığı ve kendilerine büyük dostluk gösteren Türk halkını öldürdü! Rus, İngiliz, Fransız askerlerinin kıyafetlerini giyip binlerce Türk’ü öldüren ve camilere doldurulup yakan (Ardahan’da gördüm) Ermeniler, bizden özür dilemeli! Aslında bizim onları suçlamamız gerek! Bana bir yabancı gazeteci, ünlü yazarımız Orhan Pamuk’un ağzını kullanarak, “Siz bir milyon Ermeni öldürmüşsünüz.” dedi. Ben de ona, “1000 yıl onlarla beraber oturduk. Eğer o zaman onları öldürmeye kalksaydık, bugüne bir tek Ermeni kalmazdı. Sizin ülkenizde yaşayan insanlardan bir grup, ülkenize saldıran düşmanlarla birleşip sizleri öldürmeye kalksa siz ne yapardınız?” deyince de adam bir yanıt veremedi ve sadece “Hım...” demekle yetindi. Devletin uyruğu olup devlete başkaldıranlar idam edilir. Onların bu vahşetine, hıyanetine karşı yine de hepsini hudut harici etmemiş, sürmemiş Devlet... Yurtiçinde haklarını koruyarak yer değiştirtmiş, o kadar...

Sayın Avukat Gülseren Aytaş’ın büyük bir titizlikle -resmi kaynaklar göstererek- yazdığı kitabının 55. sayfasından (“Genelkurmay Başkanlığı Arşiv Belgeleri’yle Ermeni faaliyetleri 1914-18” bölümü) aldığım bir yazıyı buraya geçiriyorum: “Harp bölgelerine yakın yerlerde oturan Ermenilerin bir kısmının, Osmanlı hududunu (sınırını) düşman devletlere karşı korumaya çalışan ordumuzun harekâtını zorlaştırdıkları, erzak ve askeri malzeme nakliyatını güçleştirdikleri, düşmanla işbirliği yapmak ve birlikte hareket etmek emelinde oldukları, yurtiçinde askeri kuvvetlere ve masum halka silahlı saldırı düzenledikleri, düşmanın deniz kuvvetlerine malzeme sağladıkları, müstahkem mevkileri düşmana göstermeye cesaret ettikleri tespit edilmiştir. Bunun için, isyancı unsurların hareket sahasından uzaklaştırılmaları gerekmektedir. (…) köy ve kasabalarında oturan Ermeniler Güney vilayetlere acil olarak sevk edilecektir. Göçmenlerin taşınmaları ve yeni yerlerine yerleşmeleri sırasında güvenlik ve iaşelerinin sağlanacağı, emlak ve arazi dağıtılacağı, kalan menkullerinin ve taşınmaz mal ise değerlerinin kendilerine verileceği...”

Bu ne büyük adalettir! Batı’da olsalardı hepsi kılıçtan geçirilir veya hudut harici edilip Ermenistan’a sürülürlerdi. İşin ilginç yanı, yerleştirildikleri güneyde de boş durmamışlar (bu kez Kurtuluş Savaşı’nda), Fransız ve İngilizlerle bir olup dünya kadar insanımızı öldürmüşlerdir. Türk ordusu kazanmaya başlayınca da kendilerine bir şey yapılacak korkusu ile 4000 Ermeni Suriye’de Lazkiye Limanı’na kaçıp onlara yardım edeceklerine söz veren Fransız gemilerini beklemişlerdir. Altı ay boyunca hiçbir Fransız gemisi onları almayınca hastalananlar, ölenler olmuş... Altı ay sonra ancak bir Mısır gemisi onları alıp Mısır’a götürmüş. Geride kalanlara ise, Türkiye Cumhuriyeti herhangi bir ceza vermemiş ve bulundukları yerde yaşamalarını sağlamıştır. Bu ne büyük adalettir!

Başbakanlık arşivindeki belgelere göre, Ermeniler tarafından 1910-1922 arasında 525.955 Türk öldürülmüştür! Yüzyıllardan beri oturdukları topraklarda komşularını vahşice öldüren, yerini-yurdunu yakan bir halktan özür dileyenler; ancak satılmışlardır! Asıl Ermenilerin bize binlerce defa özür borcu vardır!

 

Yorumlar  

 
+1 #10 sürmeli 2009-06-10 20:38 Tarihi konular hakkında bir yorum yapma durumunda deyilim,bu konu benim boyumu aşar!!..Ancak Sevgili Muazzez hanım sizi çok seviyoruz..
yalnız benim 1980 kaybettiğim büyükbabamdan dinlediğim öyküler (ki kendisi 6 yıl savaşı yaşamış biri) sanki kantarın topuzu azıcık kaçmış gibi…
Alıntı
 
 
+3 #9 Kuzeydogu M.L. 2009-06-08 12:53 Sarkozy Cezairi ziyaret ettiginde Fransanin orada uyguladigi soykirim icin su sözleri kullandi: "Ben o zamanlar cocukdum, artik bunlari unutup ileriye bakalim". Ermenilerin iddia ettigi soykirim döneminde ne ben ne rahmetli babam nede dedelerim dünyadaydilar. ABD Irakda 1 milyon insanin ölümüne sebep olmus, Fransa Cezairde yine 1 milyon insanin ölümüne sebep olmus, ingiltere simdiki israil bölgesinde yine 1,5 milyon insanin ölümüne sebep olmus (bunlarin kaynagi eski muhafazakar parti CDU üyesi alman Jürgen Todenhöferin son kitabindan alinmistirf). Fakat bunlarin hesabini soran yok. Türkiyedeki olaylar savas döneminde olmus, fakat diger olaylar sömürge sonuclari. Ama sömürgecilerden hesap soran yok. Nerde ABD´ye dalkavukluk yapmiyan bir arap ülkesi ve Irakdaki soykiri icin hesap soranlar? Alıntı
 
 
+2 #8 A.Çağlayan 2009-06-07 14:31 Sevgili Muazzez Anne,
Bu guzel yaziniz icin tekrar tekrar tesekkur ediyorum. Sahsinizda Sevgili dostum Gulseren Aytas'i da kutluyorum.
En icten saygi ve sevgilerle
Alıntı
 
 
+4 #7 Mehmet Yazgın 2009-06-06 13:51 Sayın Hocam,
Önce teşekkür ediyor, sağlıklı yıllar diliyorum. Ermeniler 90 yıldır durmadan, hem suçlu, hem güçlü örneği, dünyayı sözde ermeni soykırımına inandırmak için,gerçek olmayan, düzmece belgelerle, yayınlarla çalışıyorlar. Sanırım bugüne dek 67.000 eser yayınlamışlar. Türklerin buna karşı yayınlarının sayısı ise 6.500 veya 7.000 civarında. Haklı olduğumuz konuda bile kendimizi savunamıyoruz yada savunmuyoruz.
Alıntı
 
 
+4 #6 Aslan AKAYAN 2009-06-05 20:10 Bu hanımefendinin beyninde Benjamin Button sendromu var. Yıllar geçtikçe gençleşip dinçleşiyor.
Olayı ilk paragrafta harika özetlemiş. Allah sizi başımızdan eksik etmesin efendim. Saygılar.
Alıntı
 
 
+2 #5 tonguc tugrul 2009-06-05 16:58 Muhterem hocam, akliniza beyninize saglik. Bu yasinizda bu genc ruhunuz, genc yasta kocamis ve köhnemis ruhlara bir örnek olur umarim. Alıntı
 
 
+4 #4 Necati Çimen 2009-06-04 14:32 Tarih boyunca tüm milletlerin yükseliş ve çöküşleri olmuştur. Bu dönemlerde iyi ve kütü olaykar olmuştur.Keşke olmasaydı.Ancak bu olaylardan mi
lletleri sorumlu tutmak ne kadar doğrudur?
Sorumlu olması gereken her halde yönetimler olmalı.Ermeni meselesinde esas sorumlular İngiltere,Frans a,Rusya ve ABD dir.Para ve silahla Osmanlıya karşı destekledikleri Ermenileri yüzüstü bırakmışlardır.(Kağıt mendil misali)Esas bu devletler özür dilemeli ermenilerden.Yoksa bu ülkelerin temsilcisi oldukları için mi özür diliyor özür dileyenler.
Alıntı
 
 
+3 #3 Erdal Bodur 2009-06-02 13:08 Muazzez Hanım,
Yazılarınızla bizlere buradan da ulaştığınız için teşekkürler.
Erdal Bodur
(Sultanahmet'ten komşunuz Muazzez Akın'ın torunu)
Alıntı
 
 
+2 #2 Erdal Bodur 2009-06-02 13:05 Muazzez Hanım,
yazılarınızla bizlere buradan da seslendiğiniz ve ulaştığınız için teşekkürler.
Erdal Bodur
Sultanahmet'ten komşunuz Muazzez Akın'ın torunu)
Alıntı
 
 
+7 #1 irfan kemal 2009-06-01 23:48 sizi kutluyor, tüm cumhuriyet kadıları adına tebrik ediyor, saglıklı nice yıllar diliyorum, iyi ki varsınız size tekrar hoşgeldiniz diyorum. Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ

article thumbnailŞarköy'de iki gün...

Şarköy’de yapılacak Hıdrellez şenlikleri kapsamında davetli olduğumu öğrenince...

OĞUZ OYAN

article thumbnailSivil vesayet

Yargının görece bağımsız olduğu koşullardan yürütmenin tam emrinde bir yargıya...

HASAN UYSAL

article thumbnailBu referandum aptalların oranını verecek!

Sanki bu konuşmanın da düzeyi düşük mü? Bu da olabilir; ne yapayım ki konuşanın...

MUSTAFA KİRMAN

article thumbnailSadaka/Yalaka Ekonomisi'nin sonuçları

AKP hükümetinin muhaliflerini yok etmek, susturmak için her türlü yolu...

KEMAL KIRAR

article thumbnailMagazin

Evvela şunu bilelim: "Magazin" kelimesi, Farsça "mağaza"dan bozmadır

MÜMTAZ İDİL

article thumbnailBaykal cumhurbaşkanlığına mı oynuyor?

Emanetçi bir genel başkan ile seçime doğru yürürse CHP  ve bir...

YÜKSEL IŞIK

article thumbnailTarkan'ın Allanoi duyarlılığı, Eroğlu'nun tahammülsüzlüğü!

Tarkan’ın, “oynama şıkıdım, şıkıdım”ın sınırlarının içinde kalmasını...

RAHMİ YILDIRIM

article thumbnailİlhan Selçuk'un ardından

İlhan Selçuk, sadece benim ve benim kuşağımın değil, benden önceki ve sonraki...

SÜLEYMAN YAĞIZ

article thumbnailŞu palavraya bakın!

Asıl düzenlemeler, -paketin kabul edilmesi hâlinde- çıkarılacak uyum yasalarıyla...

UMUT YILMAZ

article thumbnailSıradan faşizm!

Siz evinizde, işyerinizde, sokakta, eşinizle, arkadaşınızla, çocuğunuzla, annenizle,...

AZİZ KONUKMAN

article thumbnailLiranın değer kaybetmesi çözüm değil

Teşhis yanlış olunca, kaçınılmaz olarak çözüm önerisi de gerçek...

KELİME ATA

article thumbnailSaid-i Nursiciler, Said-i Kürdicileri tasfiye edebilecek mi?

Cemaate bağlı polislerin kontrolündeki emniyet, Said-i Kürdici yapılanmalara operasyonlar...

ALİ E. BİLGİN

article thumbnail2009 krizinde sosyal sınıflar

2009’da Milli Gelir yüzde 4,7 azalırken, Türkiye’nin en büyük...

KONUK YAZAR

article thumbnailTürkiye, Dersim'le gurur duyacak mı?- Hüseyin AYGÜN

"Cumhuriyeti kurmakla övünen", "tek dil, tek millet" sloganlarıyla...

 

Kültür Sanat

article thumbnailSanal âlemin kralı Jackson

Pazartesi, 06 Eylül 2010

Michael Jackson internet üzerinden albümleri en çok indirilen isim oldu.
+ Devamı

Diğer Yazılar

Teknoloji Çevre

article thumbnaiTÜBİTAK BİLGEM kuruldu

Pazartesi, 06 Eylül 2010

TÜBİTAK bünyesinde yer alan TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü ile Bilişim Teknolojileri Ensitüsü güçlerini TÜBİTAK BİLGEM...
Devamı

Dİğer Yazılar