|
15 milyar yaşındaki Tanrınız ve onun yarattığı 100 bin yaşındaki insanlığınızı yönlendirecek 1400 senelik bir düşünce sistemini mi kabul edeceksiniz ve ona uygun olarak yaşayacaksınız? Yoksa ilim ve bilim yolunu tercih edecek, dogma denen inanç kalıplarından kurtulup özgür düşünce sahibi bir insana mı dönüşeceksiniz?
Dr. Erdem ALPTUNA Bir insan, özelikle Türk olarak, karar verme aşamasındayız. Evrime mi inanacağız yoksa devrime mi? Bilinmesi yerinde olur ki nasıl bir bedende iki rakip aşk yaşamaz, bir düşünce sistemi birbirine zıt iki sistemle yaşayamaz. Devrim, ihtilal demektir. Bu inanışa göre evreni ve içindeki yıldızları ve gezegenleri ve var olan canlı cansızları bir tanrı “ol “ emri ile bir kerede tam ve mükemmel olarak yaratmıştır. Bu bir düşünce sistemidir ve inananları ona göre düşünür ve konuşma biçimlerini ona göre ayar ederler. Evrim ise şimdilik sebebini bilmediğimiz bir patlama ile evrenin 13–15 milyar sene önce başladığı, halen genişlemekte ve büyümekte olduğu, içindeki güneşlerin, gezegen ve canlıların geri dönüşüm modeli içinde tozdan doğup, yaşayıp öldükleri ve tekrar toza döndükleri ve bu maddenin tekrar, tekrar güneşleri ve yaşamı oluşturabildiğidir. Gezegenler yakınlarındaki güneşlerden doğmaktadır. Bizin güneşimizin yaşı 6,5 milyar, bizim gezegenimizin yaşı 2 milyar, biz insanların cins olarak yaşı 110 bindir. Evrimin hesaplarına göre 16 milyar sene önce evren yoktu. Evren eşittir devrimin yaratıcısı ise o halde tanrının yaşının 15 milyar civarında olması gerekir. Artık karar vermek zamanı neden gelmiştir? AKP nedeniyle; dindarlar değil dinciler nedeniyle; “Kötü ev sahibi kiracıyı ev sahibi yapar,” derler ya işte bu nedenle. Her ülkenin kendi modeli vardır. Türkiye Cumhuriyetinin modeli tek bir insanın rüyasının gerçekleşmesidir. Kemal Atatürk’ün rüyasıdır bu. Halk idaresi yani cumhuriyettir. Cumhuriyet bir dizi evlilik yüzüğü taktırır parmaklara. Yasalar önünde eşitlik, bir ulus devleti, Türk temelli bir kardeşlik gibi. Bu yüzüklerin içinde pırlanta taçlı olanı laikliktir. Yani inanç özgürlüğü ve herkesin inancının bir diğerinin başladığı yerde bitmesi ve devletin dine, dinin devlete karışmaması, kişilerin inancını istediği biçimde uygulaması.
AKP bu ılımlı modeli bitirmiştir. İslami elbise ve düşünme sistemini baş tacı yapmış, sadece kendileri gibi giyinenlere, düşünenlere devlette iş ve geri kalanına boş vermiştir. İnsanların artık şapkayı önlerine koyup bir karar verme zamanı gelmiştir. Anlaşılan hem Atatürk ve hem de Hz. Muhammed birlikte gidemez. Öyle ki insan hem Müslüman ve hem de laik olamayacaktır. Öyle ki hem batı ve hem de doğu takvimi kargaşadır. Anlaşılan hem Türkçe konuşulup hem de Arapça dua ve düşünce ve isim olmuyor. Anlaşılan Türklük yerin dibine batırılıp başka uluslar yüceltilmemeli. Bu ikiliklerin temelinde yatan etkendir evrime mi yoksa devrime mi inanmak. Ya Yaradan’a inanacaksınız veya evrime. İşte o kadar. Türk ulusunun geçmişteki yönlendirme nedeniyle çok büyük çoğunluğunun(eski değimle kahir ekseriyetinin) Yaradan’a inandığı görülmektedir. Denilebilir ki bu rakam % 100 dür. Cumhuriyet de bu inancı devam ettirince öyle bir noktaya gelmiştir ki bu inanç onu koruyan Cumhuriyeti ve ilkelerini yok edecektir. Ne yapmalı? AKP hükümeti kararını vermiştir. Evrim yoktur. Evrim teorisini ilk kez ortaya atan Darwin, AKP yönetiminde Bilim ve Teknik Dergisinden bile çıkartılmış ve yöneticileri baskıya maruz kalmıştır. Evrimin adını bile duymaya tahammül yoktur. Halkın ise gerçeği bilme ve gerçeği seçme özgürlüğü var mıdır, yok mudur? Gerçek doğru gerçek evrim ise devrimi reddetmek özgürlüğü var mıdır yok mudur? Kişi olarak bu kararı verme dönemecindedir Türk Halkı. İkisinin bir arada gittiği görülmemiştir ve görülmeyecektir. Yineliyorum, bir bedende birbirine zıt iki aşk yaşayamaz. Ölümcül bir kıskançlıktır bir bedendeki iki aşk. Kişileri de öldürür, öldürtür, buna inanan toplumları da ulusları da! Karar sizlerindir özgür iradeli bireylerimiz! 15 milyar yaşındaki Tanrınız ve onun yarattığı 100 bin yaşındaki insanlığınızı yönlendirecek 1400 senelik bir düşünce sistemini mi kabul edeceksiniz ve ona uygun olarak yaşayacaksınız? Yoksa ilim ve bilim yolunu tercih edecek, dogma denen inanç kalıplarından kurtulup özgür düşünce sahibi bir insana mı dönüşeceksiniz? Unutmayın, ikisi bir arada olmuyor. Ya o, ya bu. Karar sizlerindir. Ya Muhammed’i bırakıp Atatürk’e döneceksiniz. Ya Allah’a değil evrime inanacaksınız. Veya Kara Çarşafın karanlığında yok olacaksınız. Vereceğiniz karar ile birlikte ülkemizin ne olacağı da bellidir. Fransa veya İsviçre mi yoksa Suudi Arabistan veya Afganistan mı? Zor ve gecikmiş bir karar. Ama zaman karar zamanıdır. Devrime inananların nasıl yaşadıklarını ve ülkelerini biliyorsunuz. Müslümanlar ve işte İran, Irak, Afganistan, Mısır vb ortalama 22 Arap ülkesi. Evrime inananlar ise Birleşik Krallık ve Fransa. Benim samimi önerim şudur: Artık yoklara inanmayı bırakın, evrimi çalışın, sahte bilime inanmaktan vazgeçin.
Tanrı Bile Yargılanır Bizimkiler Değil
Hile ve hurdayla değil tanrı erdemiyle Tanrısal esinle konuştuğuna inanılan İsa bile Söylentilerden ve yargılardan kaçınamadı Mahkeme hüküm verince canını kurtaramadı
Bundan böyle öyle biline ki diktatörler Böyle sondan kaçınmanın yolunu bile bilseler Monarşide belki ama demokraside darağacına giderler Kakakraside ise onlardır anlı şanlı peygamberler
Demokrasi bir oyundur, halk iradesiyle belirlenen Kakakrasi ise bir tiyatrodur oyuncuları zenginleşen Kakakrasi mi uygun demokrasi mi diye sual edersen Bence ulustur kendisine yakışanı seçen
Eğer cahil bir kimseye seçme hakkını verirsen Cahillik şarabından içip olurlarsa felaketi seçen Bu oyunun gerçekten neresinde bilgili olan ben ve sen? Böyle oyunda demokrasi kakakrasidir öyle bellesen!
Eğer ülkeyi kurtaracak bir Mustafa Kemal yok ise Eğer sivil toplum örgütlerin susturulmuş ise Eğer Silahları Kuvvetlerin şaşkın yargının seline kapılmış ise Ümidimin lambası karardığında, kaçmaktır medeni bir ülkeye
Neden dersen ben kahraman değilim, de ki Yahudi’yim Ne de bir Kemal Atatürk’ün binde biriyim, ama zekiyim Madem bin senede bir gelirmiş öylesi, kesilmektense koyun gibi, Yaşamaktansa hapiste, dışarıyı gözlemektense pencere gibi, O halde bana kalan korkaklıktır ve özgür yaşamımdır hedefimdeki.
Medeniyetin hangi nişinde küf tutmuş sahte bilim ve din? Ampulünü mü bulmuş, otomobilini mi çalıştırmış beyinsizin?
Eninde sonunda, sevgili Türk’ler, eğer evrimi değil de devrimi seçecek olursanız biliniz ki, zeki ve bilimseller yurt dışına kaçacaktır; ülke devrimcilerle birlikte, kara çarşafıyla, kendi garip demokrasisiyle, anarşisiyle, bölünmeyi ve İslamiyet’i yaşayacaktır. Allah’ın dediği olacak, Allah Türkleri yok edip Arapları çoğaltacaktır. Haydi hayırlısı!
Kemal Atatürk’ten bir atalog: Samimiyetin lisanı yoktur. Samimiyet sözlerle açıklanamaz. O, gözlerden ve tavırlardan anlaşılır.(4)
Kemal Atatürk’ten bir hadis:
Türk milletinin istidadı ve kesin kararı, medeniyet yolunda durmadan, yılmadan ilerlemektir.(10)
|
Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.