• Advertisement
article thumbnailGür: Evet, ters tepmeye başladı

Adil Gür: Referandum Cumhurbaşkanlığı provası

article thumbnailMHP'de 'evet' depremi

Kurucular Kurulu'ndan zehir zemberek bildiri!

article thumbnail'Giderek daha despotik hale geliyor'

Eleştirmenler Erdoğan'ın giderek despotik hale geldiğini ve değişikliklerin de içten...

Kent-Gündem

article thumbnaiHayır broşürü dağıtanlara linç girişimi

Pazar, 05 Eylül 2010

Antalya'nın Serik İlçesi'ne bağlı Belek Beldesi'nde referandum çalışmaları kapsamında...

Diğer Yazılar

Dizi

article thumbnaiTanıdığım Yüzler- Ataol Behramoğlu

Cumartesi, 26 Eylül 2009

Müthiş bir kıskançlık duydum o anda. Bizim Mazlum, koskoca Ataol Behramoğlu’na, sıradan bir arkadaşıyla selamlaşır gibi selamlaşıyor, hatta yanına gitmeye bile gerek...

Diğer Yazılar

Medya Magazin

article thumbnaiMine Kırıkkanat Vatan'dan kovuldu

Pazartesi, 06 Eylül 2010

Vatan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Yuvacan Mine Kırıkkanat'a gönderdiği veda yazısında "çıkartılma" kararının sebeplerini nasıl açıkladı?

Diğer Yazılar
Tanıdığım Yüzler- Ataol Behramoğlu PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 26 Eylül 2009
Müthiş bir kıskançlık duydum o anda. Bizim Mazlum, koskoca Ataol Behramoğlu’na, sıradan bir arkadaşıyla selamlaşır gibi selamlaşıyor, hatta yanına gitmeye bile gerek görmüyordu. Daha da korkuncu oldu ardından. Tuttu, Ataol Behramoğlu Mazlum’un yanına geldi. Şaşkınlığım da iki kat oldu tabii...

 

Mümtaz İDİL/ Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Klasik Rus edebiyatının en büyüklerinden biri sayılan, hatta Rus edebiyatının miladı kabul edilen Aleksandr Sergyeviç Puşkin, mezuniyet tezimdi. Puşkin’in özgürlük düşünceleri üzerine bir tez hazırlamıştım ve hocalarım tarafından da son on yılın en iyi tezi olarak değerlendirilmişti.
Bu yıl 150’nci ölüm yıldönümüyle birlikte anılan Puşkin ile mezuniyetimden bu yana hep ilgilendim, üzerine yazılar yazdım, çeviriler yaptım. Ancak, son derece yalın bir dille yazan Puşkin’in tüm eserlerini Türkçe’ye şu ana kadar kimse kazandıramadı. Bunun en önemli nedeni, Türkçe’ye çevrildiğinde şiir özelliğini kaybetmesi. Bir ara Ataol Behramoğlu kalkıştı bu işe, ama sanırım o da vazgeçti.

Puşkin’in şiirlerin üzerine çalışırken, bir şiiri dikkatimi çekmişti: Rusçası “Meşçanin” olan şiir, Türkçe’ye “Küçük burjuva” olarak çevrilebilir. Puşkin de şiirini “Ya tolka meşçanin,” yani “ben yalnızca bir küçük burjuvayım,” diye bitiriyordu.

O sıralarda (yıl 1976-77) Ataol Behramoğlu da adını şimdi anımsayamadığım bir edebiyat ve sanat dergisinin başındaydı. Puşkin’in “küçük burjuva” olduğunu öğrendim ya, serde de “devrimcilik” var ya, hemen Puşkin üzerine bir yazı döşenip, Ataol Behramoğlu’na gönderdim. Behramoğlu uzun bir mektup yazarak, yazıma cevap verdi. Puşkin’in yaşadığı dönemde “küçük burjuva” olmanın bile  bir devrimcilik sayılacağını, o dönemde henüz feodal yapının devam ettiğini, Puşkin’in zamanı için büyük bir devrimci olduğunu anlatan bir mektuptu.

Ataol Behramoğlu ile aynı fakülteden mezunduk, ama benim başladığım yıl o mezun olmuştu sanırım. Okuldayken tanışamadık. Yıllar sonra, yani seksenli yılların ortalarında, Ankara Sanat Tiyatrosu’nda metnini yazdığı bir tiyatro oyununun galasında karşılaştık. Ben o sıralarda henüz TCDD’de memuriyete devam ediyordum, bir yandan da Bilim ve Sanat dergisinin kültür sanat bölümü sorumluluğunu yürütüyorum. Galaya davet de zaten bu nedenle gelmişti.

Akşam galaya gittiğimde, oyun başlamadan önce Ataol Behramoğlu’nu yanında birkaç kişiyle birlikte bir köşede gördüm. Çekinerek yanına gittim ve kendimi tanıttım. Ama inanılmaz bir çekingenlik vardı üzerimde. Bir de, bu tür tanışmalardan, kendimi tanıtmaktan hoşlanmadığımdan olsa gerek, iyice tedirgindim. Behramoğlu’nun yanında Toplum Kitabevi’nin sahibi, yazar Remzi İnanç ile adını bilmediğim birkaç kişi daha vardı.

Behramoğlu’na, yıllar önce yazdığım Puşkin yazısının yanlışlığını ve mektubuyla beni uyarmasının çok yerinde olduğunu anlattım. Tabii o anımsayamamıştı, ama biz yine de, o sıkışıklıkta bir Puşkin tartışması başlattık. Şiirlerinin çevrilmezliği, Dekabrist ayaklanması, Pugaçev ve Stenka Razin ayaklanmaları üzerine konuştuk. Etrafımıza doluşan kalabalık Behramoğlu’na sürekli bazı şeyler sorup söylediğinden, tartışmayı kesmek zorunda kaldık ve ben ayrıldım.

Tam o sırada, şu anda Rusça’dan Türkçe’ye çevirileriyle Türkiye’nin en iyi Rusça çevirmeni olarak tanıdığım, sınıf arkadaşım Mazlum Beyhan girdi. Tiyatronun fuayesine inen merdivenden inerken Ataol Behramoğlu’nu uzaktan gördü ve çok yakın bir arkadaşıyla selamlaşır gibi ellerini sallayarak selam verdi.

Müthiş bir kıskançlık duydum o anda. Bizim Mazlum, koskoca Ataol Behramoğlu’na, sıradan bir arkadaşıyla selamlaşır gibi selamlaşıyor, hatta yanına gitmeye bile gerek görmüyordu. Daha da korkuncu oldu ardından. Tuttu, Ataol Behramoğlu Mazlum’un yanına geldi. Şaşkınlığım da iki kat oldu tabii...
Hep yazarları, sanatçıları ulaşılmaz kişiler olarak gördüğümden olsa gerek, Mazlum ile Ataol’un bu şekilde selamlaşmaları sonucu, Mazlum Beyhan’ın da “ulaşılmazlar” kategorisine yükseldiğini düşündüm.

Yazılarım çoğalmaya, kitaplarım çıkmaya başladıktan sonra, yazar kimliğim de sözlüklerde tescil olunca, Ataol Behramoğlu ile Mazlum gibi konuşmaya başladığımda, kendi kendime şaşırdım.
1984 yılında Akademi Kitabevi İnceleme Araştırma birincilik ödülünü aldığım zaman jürimde Ataol Behramoğlu da vardı. İstanbul’daki ödül töreni sırasında Ataol Behramoğlu ile tekrar karşılaştık ve işte o zaman ben de Mazlum gibi uzaktan elimi sallayarak selamlaştım onunla.
Sonra dostluğumuz, aralıklı da olsa sürdü gitti. Onun yazılarından, telefonlarından, sohbetlerinden çok şey öğrendim Rus edebiyatıyla ve çeviri tekniğiyle ilgili olarak.
Ama hala, ne zaman sanatçı dostlarımdan biriyle karşılaşıp da, uzaktan uzağa elimi sallayarak selamlaşsam, aklıma Ataol Behramoğlu gelir.

Kimi zaman, özellikle de çeviri yaparken, öyle an olur ki, tıkanır kalırsınız. Ne sözlükler size yardım edebilir o an, ne bildiğiniz Rusça, ne kelimelerin büyüsü. İşte böyle anlarda, elinizin altındaki telefona sarılıp sorabileceğim insanlardan biri de Ataol Behramoğlu’dur: “Abi, ben bu cümleden bir şey anlamadım...”

Sıkıştığımda sarılacağım bir dostluk duruyor telefonun diğer ucunda, biliyorum. Kullanmıyorum belki, ama varlığı bile cesaret veriyor.
En son, 2 yıl kadar önce Mülkiyeliler Birliği’nin Yüksel Caddesi’ne bakan bahçesinde, Hasan Uysal’ın masasında birlikte olduk.
“Bir ortaya çıktın, ortalığı dağıttın. Sonra da kayboldun Mümtaz,” dedi.
Sözünü ettiği, 1984 yılıydı.
“Gerçeklik ve Roman” kitabını yazdığım yıl.

 
Sonraki >

Siyaset

article thumbnailHükümetten yargıya boykot

Pazartesi, 06 Eylül 2010

Mecliste Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’in verdiği resepsiyona AKP'yi ve Hükümeti temsilen hiç kimse katılmadı.

Diğer Yazılar
 

Yaşam

article thumbnailAİHM Dink kararını açıklayacak

Pazartesi, 06 Eylül 2010

AİHM; Hrant Dink'in ailesinin yaptığı başvurular ile ilgili bir açıklama yaptı.
+ Full Story

Dİğer Yazılar

MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ

article thumbnailŞarköy'de iki gün...

Şarköy’de yapılacak Hıdrellez şenlikleri kapsamında davetli olduğumu öğrenince...

OĞUZ OYAN

article thumbnailSivil vesayet

Yargının görece bağımsız olduğu koşullardan yürütmenin tam emrinde bir yargıya...

HASAN UYSAL

article thumbnailBu referandum aptalların oranını verecek!

Sanki bu konuşmanın da düzeyi düşük mü? Bu da olabilir; ne yapayım ki konuşanın...

MUSTAFA KİRMAN

article thumbnailSadaka/Yalaka Ekonomisi'nin sonuçları

AKP hükümetinin muhaliflerini yok etmek, susturmak için her türlü yolu...

KEMAL KIRAR

article thumbnailMagazin

Evvela şunu bilelim: "Magazin" kelimesi, Farsça "mağaza"dan bozmadır

MÜMTAZ İDİL

article thumbnailBaykal cumhurbaşkanlığına mı oynuyor?

Emanetçi bir genel başkan ile seçime doğru yürürse CHP  ve bir...

YÜKSEL IŞIK

article thumbnailTarkan'ın Allanoi duyarlılığı, Eroğlu'nun tahammülsüzlüğü!

Tarkan’ın, “oynama şıkıdım, şıkıdım”ın sınırlarının içinde kalmasını...

RAHMİ YILDIRIM

article thumbnailİlhan Selçuk'un ardından

İlhan Selçuk, sadece benim ve benim kuşağımın değil, benden önceki ve sonraki...

SÜLEYMAN YAĞIZ

article thumbnailŞu palavraya bakın!

Asıl düzenlemeler, -paketin kabul edilmesi hâlinde- çıkarılacak uyum yasalarıyla...

UMUT YILMAZ

article thumbnailSıradan faşizm!

Siz evinizde, işyerinizde, sokakta, eşinizle, arkadaşınızla, çocuğunuzla, annenizle,...

AZİZ KONUKMAN

article thumbnailLiranın değer kaybetmesi çözüm değil

Teşhis yanlış olunca, kaçınılmaz olarak çözüm önerisi de gerçek...

KELİME ATA

article thumbnailSaid-i Nursiciler, Said-i Kürdicileri tasfiye edebilecek mi?

Cemaate bağlı polislerin kontrolündeki emniyet, Said-i Kürdici yapılanmalara operasyonlar...

ALİ E. BİLGİN

article thumbnail2009 krizinde sosyal sınıflar

2009’da Milli Gelir yüzde 4,7 azalırken, Türkiye’nin en büyük...

KONUK YAZAR

article thumbnailTürkiye, Dersim'le gurur duyacak mı?- Hüseyin AYGÜN

"Cumhuriyeti kurmakla övünen", "tek dil, tek millet" sloganlarıyla...

 

Kültür Sanat

article thumbnailSanal âlemin kralı Jackson

Pazartesi, 06 Eylül 2010

Michael Jackson internet üzerinden albümleri en çok indirilen isim oldu.
+ Devamı

Diğer Yazılar

Teknoloji Çevre

article thumbnaiTÜBİTAK BİLGEM kuruldu

Pazartesi, 06 Eylül 2010

TÜBİTAK bünyesinde yer alan TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü ile Bilişim Teknolojileri Ensitüsü güçlerini TÜBİTAK BİLGEM...
Devamı

Dİğer Yazılar