• Advertisement
article thumbnailGür: Evet, ters tepmeye başladı

Adil Gür: Referandum Cumhurbaşkanlığı provası

article thumbnailMHP'de 'evet' depremi

Kurucular Kurulu'ndan zehir zemberek bildiri!

article thumbnail'Giderek daha despotik hale geliyor'

Eleştirmenler Erdoğan'ın giderek despotik hale geldiğini ve değişikliklerin de içten...

Kent-Gündem

article thumbnaiHayır broşürü dağıtanlara linç girişimi

Pazar, 05 Eylül 2010

Antalya'nın Serik İlçesi'ne bağlı Belek Beldesi'nde referandum çalışmaları kapsamında...

Diğer Yazılar

Dizi

article thumbnaiTanıdığım Yüzler- Ataol Behramoğlu

Cumartesi, 26 Eylül 2009

Müthiş bir kıskançlık duydum o anda. Bizim Mazlum, koskoca Ataol Behramoğlu’na, sıradan bir arkadaşıyla selamlaşır gibi selamlaşıyor, hatta yanına gitmeye bile gerek...

Diğer Yazılar

Medya Magazin

article thumbnaiMine Kırıkkanat Vatan'dan kovuldu

Pazartesi, 06 Eylül 2010

Vatan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Yuvacan Mine Kırıkkanat'a gönderdiği veda yazısında "çıkartılma" kararının sebeplerini nasıl açıkladı?

Diğer Yazılar
Tanıdığım Yüzler- Yaşar Kemal PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 29 Temmuz 2009
Memur olduğumu öğrenince Yaşar Kemal, sunturlu bir küfür savurup, “senin yazman gerek oğlum,” dedi.

 

Mümtaz İDİL

Yazarlığın aklımda olmadığı, ama çeviri ile hayatımı kazanabileceğimi sandığım yıllarda, Refik Baydur’un (o sıralarda Kimya-İş Sendikası başkanıydı, 1970’li yılların ortaları) anacığı ile Cem Yayınevi’ne Tolstoy çevirisi için gitmiştim. O sıralarda Cem Yayınevi’nin başında Oğuz Akkan bulunuyordu.
Ben Oğuz beyle başarısız bir görüşme yaptığım sırada içeri, sonradan Yaşar Kemal olduğunu öğrendiğim biri girdi. Yüzünü asla unutmadım. İnce Memet’in baskısı ile ilgili görüşmeye gelmişti. Yaşar Kemal çıktıktan sonra Oğuz bey onun Yaşar Kemal olduğunu söyledi.

Pek ilgilendiğimi de söyleyemem.
Aradan yıllar geçtikten sonra, 1993 yılında, Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü’nde görev yaptığım sırada bir İstanbul seyahatim oldu. Artık edebiyatçı sayılırdım. 1984 Akademi Kitabevi İnceleme Eleştiri Birincilik Ödülü’nü “Gerçeklik ve Roman” adlı kitabımla kazanmıştım. Yaşar Kemal’i de biliyordum artık.

İstanbul’daki işleri hallettikten sonra 23.55 uçağıyla Ankara’ya dönecektim, ama bizim Telif Hakları İstanbul Müdürü Asaf Koçak beni Çiçek Bar’a götürdü. Sinema ile ilgili koltuğa oturduktan sonra, her İstanbul’a gidişimde Çiçek Bar’a uğrar olmuştum.

Bir masada rahmetli Onat Kutlar, Hüseyin Yaygınsoy, adını bilmediğim tuhaf şapkalı bir bayan ve birkaç sinemacı daha oturuyorduk.
Ansızın elinde viski bardağı ile Yaşar Kemal masamızda bitiverdi. Hemen yanımdaki sandalyeye de oturdu.
İkinci viskisini yudumlamaya başlamıştı ki, birden aklına yanında oturduğum geldi herhalde, Onat Kutlar’a, “yahu bu delikanlı ile beni tanıştırmayacak mısınız Onat,” dedi.
Onat ağabey, “Mümtaz İdil Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Yaşar ağabey,” dedi. “Ankara’dan gelmişti, bu gece de dönüyor yanılmıyorsam.”
Yaşar Kemal bir süre Onat ağabeye baktı, ardından bana döndü. Kalın sesiyle, “Yoksa sen şu bizim bildiğimiz A.Mümtaz İdil misin,” dedi.

Çok onurlanmıştım. Yani, Yaşar Kemal beni bir şekilde duymuştu.
Utangaç bir halde, “Evet,” dedim.
“Şu Gerçeklik ve Roman’ı yazan?”
Yine utangaç bir halde, “evet” diye mırıldandım.

Sonra “Gerçeklik ve Roman” kitabımdan bir yığın yeri konuştuk. Özellikle de Dostoyevski’nin bir dönüm noktası olduğunu iddia ettiğim bölümlerden.

“Yalnız,” dedi. “Selim İleri’den fazla söz etmişsin.”
Selim İleri’den neden söz ettiğimi açıklamaya çalıştım. Özellikle de “Cehennem Kraliçesi” romanında neden Bülbülün’e bir kez bile “eşcinsel” demediği halde, Mehmet’in başına sürekli “Marksist” kelimesini eklemek zorunda kaldığını anlattım. Mehmet’in Marksistliği kitapta kendini gösteremiyor, dedim. Turgenyev neden “Babalar ve Oğullar” romanında Bazarov’u anlatırken bir kez bile “nihilist” demez? Siz kitapta onun nihilist olduğunu anlarsınız. Roman yazmak bu değil midir?

Konuşma Yaşar Kemal’in hoşuna gitmişti. Masadakilerle pek ilgilenmiyorduk. Ama benim kalkmam ve 23.55 uçağına yetişmem gerekiyordu.
Tam kalkmaya hazırlanırken Yaşar Kemal bana dönüp, “Memurluk mu yapıyorsun şimdi,” diye sordu anlamsızca.
“Evet,” dedim.
Sunturlu bir küfür savurup, “senin yazman gerek oğlum,” dedi. “Ne kadar maaş alıyorsun orada?”
Maaşımı söyledim.
“Bırak orayı, o kadar parayı ben sana vereyim. Sen yeter ki yaz,” dedi.
Telefonunu da verdi ve ben biraz sevinçli ama biraz da kuşkulu oradan kalkıp, uçağa yetişmek üzere arabama bindim.

Ertesi sabah Ankara’daki odama geldiğimde, saatin on olmasını bekledim. Aklıma koymuştum bir kere: Yaşar Kemal kafayı bulmuştu da mı bana o övgü dolu sözleri söylemişti, yoksa gerçek miydi?
Telefonu rahmetli karısı Tilda açtı. Bir süre Yaşar Kemal’i vermemeye çalıştı, ama Yaşar ağabey herhalde adımı duyunca telefona geldi.
“Merhaba Mümtaz,” demesini bekliyordum, ama demedi.
“Hala memuriyette devam mı ediyorsun pez...” dedi.
Yani bir insan küfür yer de, mutlu olur mu? Oldum. Demek ki, bir gün önceki konuşmayı unutmamıştı. Demek ki, bir gün önce benimle yaptığı konuşmanın sebebi iki duble viski değildi.
Sonra dostluğumuz devam etti Yaşar ağabey ile. Onurlu ve kıvanç duyduğum bir dostluk oldu hep. Öteki yayınlarından çıkan Dostoyevski’nin Budala eserinin çevirisini gönderdiğimde de, “bugüne kadar okuduğum en iyi Budala çevirisi,” demişti.
Yıllar sonra, iki oğlumla birlikte Antalya’ya, bir dostun düzenlediği denizle ilgili bir etkinliğe gittiğimde, Türkizi otelinde karşılaştık. Bir başka masada oturuyordu. Heyecanla yanına gittim, halini hatrını sordum.
Sonra kendi masama, karımla iki oğlumun oturduğu masaya geçtim. Küçük oğlum daha 4-5 yaşlarındaydı, ama büyük 18 yaşına basmıştı ve ilk kitabı “Bilinmeyene Yolculuk”u yayınlamıştı.
Bir anda Yaşar ağabey masamıza geldi. Büyük oğlum Barış çok heyecanlandı. Küçük hiçbir şeyin farkında değildi doğal olarak.
Uzun süre bizimle oturdu ve Barış ile konuştular. Barış o günü hiç unutmadı. Kuşkusuz ben de hiç unutmadım. Masamıza kadar gelmesi ve iki oğlumla da bir arkadaş gibi sohbet etmesi unutulmaz bir anıydı.
Ama yine de hayırsızlık benden geldi. Kaç kez İstanbul’a gittiysem de, kaç kez kendisine uğrayıp, bir diğer Dostoyevski çevirim olan “Delikanlı” romanını kendisine vereceğimi söylesem de, olmadı.
Yine de yüreğimin bir yerinde tüm sıcaklığıyla varlığını hissettiğim için mutluyum.

 
< Önceki   Sonraki >

Siyaset

article thumbnailHükümetten yargıya boykot

Pazartesi, 06 Eylül 2010

Mecliste Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’in verdiği resepsiyona AKP'yi ve Hükümeti temsilen hiç kimse katılmadı.

Diğer Yazılar
 

Yaşam

article thumbnailAİHM Dink kararını açıklayacak

Pazartesi, 06 Eylül 2010

AİHM; Hrant Dink'in ailesinin yaptığı başvurular ile ilgili bir açıklama yaptı.
+ Full Story

Dİğer Yazılar

MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ

article thumbnailŞarköy'de iki gün...

Şarköy’de yapılacak Hıdrellez şenlikleri kapsamında davetli olduğumu öğrenince...

OĞUZ OYAN

article thumbnailSivil vesayet

Yargının görece bağımsız olduğu koşullardan yürütmenin tam emrinde bir yargıya...

HASAN UYSAL

article thumbnailBu referandum aptalların oranını verecek!

Sanki bu konuşmanın da düzeyi düşük mü? Bu da olabilir; ne yapayım ki konuşanın...

MUSTAFA KİRMAN

article thumbnailSadaka/Yalaka Ekonomisi'nin sonuçları

AKP hükümetinin muhaliflerini yok etmek, susturmak için her türlü yolu...

KEMAL KIRAR

article thumbnailMagazin

Evvela şunu bilelim: "Magazin" kelimesi, Farsça "mağaza"dan bozmadır

MÜMTAZ İDİL

article thumbnailBaykal cumhurbaşkanlığına mı oynuyor?

Emanetçi bir genel başkan ile seçime doğru yürürse CHP  ve bir...

YÜKSEL IŞIK

article thumbnailTarkan'ın Allanoi duyarlılığı, Eroğlu'nun tahammülsüzlüğü!

Tarkan’ın, “oynama şıkıdım, şıkıdım”ın sınırlarının içinde kalmasını...

RAHMİ YILDIRIM

article thumbnailİlhan Selçuk'un ardından

İlhan Selçuk, sadece benim ve benim kuşağımın değil, benden önceki ve sonraki...

SÜLEYMAN YAĞIZ

article thumbnailŞu palavraya bakın!

Asıl düzenlemeler, -paketin kabul edilmesi hâlinde- çıkarılacak uyum yasalarıyla...

UMUT YILMAZ

article thumbnailSıradan faşizm!

Siz evinizde, işyerinizde, sokakta, eşinizle, arkadaşınızla, çocuğunuzla, annenizle,...

AZİZ KONUKMAN

article thumbnailLiranın değer kaybetmesi çözüm değil

Teşhis yanlış olunca, kaçınılmaz olarak çözüm önerisi de gerçek...

KELİME ATA

article thumbnailSaid-i Nursiciler, Said-i Kürdicileri tasfiye edebilecek mi?

Cemaate bağlı polislerin kontrolündeki emniyet, Said-i Kürdici yapılanmalara operasyonlar...

ALİ E. BİLGİN

article thumbnail2009 krizinde sosyal sınıflar

2009’da Milli Gelir yüzde 4,7 azalırken, Türkiye’nin en büyük...

KONUK YAZAR

article thumbnailTürkiye, Dersim'le gurur duyacak mı?- Hüseyin AYGÜN

"Cumhuriyeti kurmakla övünen", "tek dil, tek millet" sloganlarıyla...

 

Kültür Sanat

article thumbnailSanal âlemin kralı Jackson

Pazartesi, 06 Eylül 2010

Michael Jackson internet üzerinden albümleri en çok indirilen isim oldu.
+ Devamı

Diğer Yazılar

Teknoloji Çevre

article thumbnaiTÜBİTAK BİLGEM kuruldu

Pazartesi, 06 Eylül 2010

TÜBİTAK bünyesinde yer alan TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü ile Bilişim Teknolojileri Ensitüsü güçlerini TÜBİTAK BİLGEM...
Devamı

Dİğer Yazılar