Çiviyazılarını önce bir öğretmen sonra bir subay çözmüştü! Çünkü onların matematik kafası vardı. O kafada olanlar dilin bünyesini, kurallarını, işleyiş şeklini daha çabuk kavrıyorlar herhalde.
Muazzez İlmiye ÇIĞ/
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Sevgili eşim, eski Topkapı Sarayı müdürlerinden Kemal Çığ (ölümü, 1983), bana hep, “Sen köşe yazarı olabilirsin…” derdi. Ben hiç kulak asmaz, böyle bir şeyi düşünmezdim bile. Müzede çalıştığım günlerde ne gazete ne köşe yazılarını okumaya vaktim vardı. O okur, bana da kısaca anlatırdı konuyu. Herhalde onlara bir eleştiri yapıyor veya düşüncemi söylüyordum ki, o kanıya vardı...
Gel zaman git zaman, köşe yazılarını okur oldum ve hakiki bir köşe yazarı olmanın hiç de öyle kolay olmadığını, yazılacak konuyu her yönüyle bilmek için ne kadar çok çalışmanın gerek olduğunu gördüm. İyi bir gazete okuyucusu, önce köşe yazılarını okur. Bunların aynı zamanda öğreticiliği vardır. Yazıdaki dilin kullanılışı, imlasının doğru olması, konunun anlaşılır olması ve eğer bir bilgi veriliyor veya bir eleştiri yapılıyorsa onların doğru kaynaktan verilmesi gereklidir. Bunların hepsini bir arada bulmanın ne kadar zor olduğunu görüyorum köşe yazılarında…
Gelelim asıl konumuza. Zaman zaman Sayın Ahmet Hakan’ı okur ve yazılarının çoğunu beğenirim. Yalnız, 15 Mayıs 2009 tarihli gazetedeki yazısında, Sayın Prof. Oktay Sinanoğlu’nun Türk dili üzerindeki çalışmaları için “Sen fen bilimcisi olarak ne anlarsın dil işinden; karışma, dilciler yapsın onları…” diyor. Sayın Hakan, dil üzerinde çalışanlardan ve çözenlerden büyük bir kısmının matematik kafalı olduğunu bilse bunu yazmazdı, kuşkusuz. Çiviyazılarını önce bir öğretmen sonra bir subay çözmüştü! Çünkü onların matematik kafası vardı. O kafada olanlar dilin bünyesini, kurallarını, işleyiş şeklini daha çabuk kavrıyorlar herhalde. Hele Prof. Oktay Sinanoğlu gibi, uzun ve pek başarılı bir fen bilim yolunu geçmiş biri için bu çok doğal. Üstelik o, dilin çözümü üzerinde değil korunması zorunluğu üzerinde duruyor. Bizim dilimizin tam bir matematik dili olduğunu, hatta bilgisayara en uygun dilin Türkçe olduğunu söylüyorlar. O yüzden dilimiz binlerce yıldan beri varlığını korumuş. Hatta, Sumerce kelimeler içinde bugünkü Türkçemize hem anlam hem fonetik bakımından uyan kelimeler saptandı. Yakın zamanda, Sumerlilerin tam olarak Türklerin bir kolu olduğunun ortaya çıkacağından kuşkum yok.
Atatürk de dilci değildi; ama eski matematik ve geometri terimlerini Türkçeleştiren bir kitap yazdı. Şimdi o terimler kullanılıyor kitaplarda... Onun sayesinde anlaşılması çok zor Arapça, Farsça ve Türkçe karışımı bir dilden kurtulduk. Jeoloji profesörü Sayın Ahmet Ercan anlatmıştı: Öğrencileri, bir dersten bir türlü başarılı olamıyorlarmış. Bunun nedenini araştırmış ve yaptığı araştırmada, bu derse ait bütün terimlerin yabancı dilde olduğunu görmüş. Doğal olarak, çocuklara onları öğrenmek zor geliyormuş. Kendisi bu terimleri Türkçeleştirmiş ve çocuklarda başarı birdenbire % 90’a yükselmiş!
Eğer her bilim dalında yabancı terimlerin Türkçe karşılıkları bulunsa Türkçemiz çok zenginleşir. Bir zamanlar buna başlanmıştı, şimdi ne halde bilmiyorum. Üstelik dilimiz bu zenginleşmeye de çok uygun. Ona karşılık dışarıdan ve içeriden dilimizi İngilizceleştirmeye uğraşıyorlar. Böylece savaşsız işgale yol hazırlanıyor. Arapça, Farsça’dan kurtulduk derken İngilizce çıktı karşımıza! Türkçe İngilizce birleştirilerek “mycep =benim cebim” gibi acayip kelimeler var ortada...
Bu yüzden ve bunlara engel olmak için Türk dili üzerinde çalışan gruplar oluştu. Buna çok mutlu oluyorum. Dilimizi korumaya çalışanlarımız yanında, bunlara önderlik eden Prof. Oktay Sinanoğlu gibi bir bilim insanımız var. Bu köşe yazarımızın, Prof. Sayın Oktay Sinanoğlu’nu eleştireceği yerde, bu önemli işe baş koyduğu için ona binlerce teşekkür etmesi gerekirdi. |
Yorumlar
Emekli Matematik öğretmeniyim. Çalışırken, öğrencilerimden , her dönemde bir roman okuyarak kısa bir özetini çıkarmalarını istiyor, bu çalışmalarını sözlü notu olarak değerlendireceğ imi söylüyordum. Böylece öğrencilerimin okuduklarını anlama, düşüncelerini iyi ifade edebilme yeteneklerini geliştireceğini düşünüyordum.Ayrıca problemleri daha iyi anlamalarına yardımcı olacaktı. Branşı ve mesleği ne olursa olsun her Türk vatandaşının dilini düzgün konuşup yazması ve geliştirmesi gerekmez mi?
Sevgili Hocam, size sağlıklı uzun yaşam diliyorum ki, yazılarınız zevkle okumayı sürdürelim. Alıntı
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.